Eskil Organize Sanayi

10.03.2022
Mustafa CEYLAN

Bir çocuk düşünün.

Arkadaşlarının, yaşıtlarının, kendinden büyüklerin kullandığı bir markanın sırt çantasını istiyor. Onlar gibi çantaya o çok istediği marka spor ayakkabısını, deodorantını, havlusunu koyup kulaklığını takarak müzik dinleye dinleye spor yapmaya gitmek istiyor. Fakat ailesinin gelir durumu müsait olmadığı için bu isteği bir türlü gerçekleşmiyor. Ailesi de biliyor çocuklarının siyah renkli o markalı çantayı çok istediğini. Fakat imkanlar işte…

Bir gün ebeveynler ellerinde bir paketle çıkageliyorlar ve evlatlarına sırt çantası aldıkları müjdesini veriyorlar. Evlatlarının isteğini yerine getirmenin pırıltısı var gözlerinde. Çocuğun sevinçten deliye dönmesini, boyunlarına atlamasını, sımsıkı sarılmasını bekliyorlar. Ve veriyorlar poşeti. Çocuk adeta yerinde duramıyor ve yırtarcasına paketi açıyor. Fakat bırakın sevinçten deliye dönmeyi yarım ağız bir teşekkür ediyor sadece. Çünkü çanta o çok istediği marka olmadığı gibi rengi bile istediği renk değil. Üstelik çocuk artık büyümüştür. Belli ki ebeveynleri çocuğun beklentilerini dikkate almadan sadece “bir çantası olsun” diyerek almışlar çantayı. Üstelik çanta o çanta olsa bile ne içine koyacak spor ayakkabı, ne deodorant ne de kulağına takabileceği bir kulaklık var. Aile çantayı aldı diye sevinirken çocuk o çantayı bir kenara atmış bir defa bile takmamıştır.

Bizim Eskil'e organize sanayi bölgesi kurulması da bunun gibi. Yer tahsis edildi ama çok geç kalındı, üstelik daha pek çok imkânsızlık var. Buna rağmen öyle coşkuyla, öyle debdebeyle duyuruldu ki sanki içindeki fabrikalar ile birlikte tahsis edildi. Öyle büyütüldü ki bazı insanlar Eskil'de su bittiğinde organize sanayi bölgesinin umut olacağını filan yazdı. Yapmayın arkadaşlar. Organize sanayi bölgesi tahsisi sadece “ağzımıza bir parmak bal çalmaktan” ibaret bir durum.

Şöyle mantıklı düşünün bakalım. Tren yolunun, limanın, hava alanının olmadığı, kara yolu üzerinde olmayan bir yere kim neden fabrika kursun. Fabrika işletmenin lojistik denilen bir gerçeği yok mu? Şehir merkezine bilmem kaç kilometre uzakta, kırın başında, elektrik, su, doğalgaz, kanalizasyon gibi altyapısı olmayan bir yere hangi iş insanı gelir de fabrika kurar ki? İnanın bunu zerre kadar gerçekliği yok. Fabrika kurulacak olsa bile tahsis edilen bölgenin alt yapısının hazırlanması yıllar sürer. Eğer on yıl önce bu adım atılsaydı belki bir değeri olurdu. Bütün bunlara rağmen köyünün arazisini korumaya çalışan bir muhtar bizzat başkan tarafından sosyal medyada hedef gösterildi.

Eskil'in geçmişi de geleceği de tarım ve hayvancılıktır. Sadece kendi ürettiğimiz hammaddeleri işleyen işletmeler kurulması için adımlar atın ki o işletmeleri kurabilecek yerel gücümüz var. Nevşehir, Niğde, Aksaray il olmasına ve onlarca yıl geçmesine rağmen nasıl bir sanayi şehri olamadıysa Eskil'de asla bir sanayi şehri olmaz. Kimseyi kandırmayın. Fakat yine de hayırlı olsun, dua edelim de anlatıldığı gibi fabrikalar kurulsun.

Yazarımız Ahmet Köksel’in Köşe yazısını sesli makale olarak dinlemek için tıklayınız.