Eskil'de Siyasetin Gönüllüler Takımı

08.09.2022
Mehmet Emin ÖZTÜRK

Aslında siyasetinde bir ünlüler gönüllüleri vardır. Ünlüler, doğal seçim adayı, gönüllülerse aday olmaya gönlü olan, bunun içinde zemin hazırlayan kişilerdir. 

Ünlüleri geçen hafta yazdım, onları biliyorsunuz zaten.

Gönüllülerse daha muallak.

Çeşitli ortamlarda aday olduğunu söyleyenleri, adaylık çalışması yapanları, toplumun nabzını yoklayanları sayarsak yaklaşık 10'a yakın aday var siyaset dönemine hazırlanan.
Ama ben herkesi elbette burada dillendirmeyeceğim, şahsi olarak ciddi ciddi “Ben adayım arkadaş” diyen üç isim var, onların üzerinden gideceğim.

Birincisi Süleyman Altan..

Daha Pazar günü oturduk, muhabbet ettik. Kesinlikle her şartta ve her durumda aday olduğunu belirtiyor. Geçtiğimiz seçimde az bir oy alması, Süleyman Altan'ın en büyük handikabı. Doğru bir dönemde ama geç bir zamanda aday oldu. Faturasını da çalışma ve gayretinin çok çok altında bir oy alarak ödedi.

Süleyman Altan, aday olduğu tarihten birkaç ay önce aday olduğunu belirtip, gerekli çalışmaları yapmış olsaydı, emin olun kendi adına seçim çok farklı geçebilirdi fakat yanlış hamlelerle ve zamanlamayla seçime girdi. Seçimden sonra da psikolojik savaşı yönetemeyerek, ciddi bir maddi, manevi kayba uğradı.

İkincisi Recep Çelen..

Geçen dönem aday adayı olduğunda önce bir şaşkınlık yaşandı. Sol kökeniyle bilinen Recep Çelen'in AK Parti'yle ne işi olur dendi. Ama sonrasında siyasi konjonktür, toplumsal durum derken Necati Belgemen'in AK Parti'den aday olmasından absürt değildir ya denilerek kabullenildi fakat Recep Çelen'in adaylıkta ısrar etmemesi bana göre çok ciddi bir hataydı. 

Buna en iyi örnek bana göre Niyazi Alçay ve Mustafa Zavlak'tır. Niyazi Başkan üç sefer aday oldu, üçünde de kaybetti. Gel zaman git zaman, şartlar durumlar öyle gerekti belediye başkanlığı koltuğuna iki dönem üst üste oturdu. Zavlak, AK Parti'den başlık verilmediğinde çoğu insan sessizce köşesine çekilir dedi, o aday oldu ve 4 Bin 500 oy aldı. Bu öyle küçümsenecek ya da göz ardı edilecek bir durum değil.
Yani adayım diyen insan, öyle ya da böyle işin sonuna kadar gitmeli. 

Recep Çelen'in adaylığı konuşulduğunda, kendisine karşı ılımlı kesimlerin olduğunu görüyorum. Özellikle Aksaray'da okul müdürlüğünde yaptığı başarılı çalışmalar Recep Çelen'in yönetici kabiliyetinin olduğunu gösterirken, halkın vizyon sahibi belediye başkanı beklentisini de karşılayabilecek bir isim olduğu düşünülüyor.

Üçüncü ve son isimse Mustafa Ceylan..

Recep Çelen için yazdığım ikinci paragraftaki bölüm aynı şekilde Mustafa Ceylan içinde geçerli. Kendisi de kabul ediyor ki en büyük hatası, geçen dönem adayım dedikten sonra köşesine çekilmek oldu. Öyle ya da böyle bir oy dahi alsam adayım deyip, zaten ekonomik gücü olan ailesiyle birlikte çalışmalara başlamalıydı. Fakat bu dönem için, kesinlikle kenara çekilmeyeceğini ve sonuna kadar gideceğini ifade ediyor.

Mustafa Ceylan'ın da yine diğer iki aday gibi vizyon sahibi ve farklı bakabilme yetilerine sahip insanlar olduğuna inanıyorum.

Bu üç adayda da bulunan en büyük eksiklik Eskil'de yaşamıyor olmaları.

Kendileri bu konuda nasıl düşünüyor bilmiyorum ama insanlar ulaşabildiklerine güvenir.

Muhtar seçerken bile, bir evrak imzalatacak olsak yeri belli, yurdu belli, işyeri var diyerek oy veriyor vatandaşların çoğu. 

Bu üç adayda eğer siyaseti ciddi ciddi düşünüyorsa en az 6 ay kala Eskil'e gelmeliler. Bir seçim bürosu tutup, burada halkla birlikte oturup sohbet etmelidir.

Eskil'imiz için kim hayırlıysa, kim faydalıysa onun kazanması umuduyla.

Hoşça kalın.

Yazarımız Ahmet Köksel’in Köşe yazısını sesli makale olarak dinlemek için tıklayınız.