Hepimiz Aynı Mahallenin Çocuklarıyız

Yıllarca aynı mahallenin sokaklarında top koşturduk. Hayatımızda büyük önem arz eden eğitim öğretim için, ilim irfan yuvası olan okulların sıcacık sınıflarını doldurduk. Nisan ayında mis gibi kokan okul bahçesinde beraber koştuk, oyun oynadık, geleceğimize dair tertemiz  hayaller kurduk. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, yüzümüzün güldüğü, kalplerimizin coştuğu, bayramlarda, düğünlerde  beraber gülüp; eğlendik. İyi günde ve kötü günde hep beraber yaşayıp; birbirimize destek olduk. Yine birlik ve beraberliğin timsali olan aynı gök kubbe altında okunan ve bizi camiye çağıran  ezanı Muhammed okununca hep beraber Aziz Allah deyip; temiz kalplerle kıldığımız namazdan sonra, beraberce ellerimizi dua için yüce Allah'a açtık. Bizi diri tutan, varlığıyla heyecanlandıran, gerekirse canımızı seve seve vereceğimiz şanla, şerefle dalgalanan, gururumuz, namusumuz, şerefimiz olan al bayrağın altında beraber gölgelendik. Çünkü biz aynı mahallenin çocuklarıyız.

Siyasi çalışmaların yavaş yavaş hız yapmaya , heyacanın  vites yükseltip; gaza basmaya başladığı günleri yaşıyoruz . Demokratik bir ülkede yaşadığımız için kanunların izin verdiği sürece her Türk vatandaşının seçme ve seçilme hakkının olduğu hepimizin bilgisi dahilindedir. Medeni cesaret gösterip, aday olanlar kazanacak yada kaybedecektir, bu olağan bir durum durum sözkonusudur. Kazanan doğal olarak sevinecek, kaybedenler ne yazık ki üzülmeleri kaçınılmaz olacaktır. Dileğim hak eden taraf kazansın.  Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir mevzu vardır. Siyaset bizi birbirimize düşürmesin, baba oğula, amca yeğene, kardeş kardeşe, komşu komşuya küsmesin, aramızı bozmasın. Kazanan taraf illaki sevinecek, bu kazanan tarafın en doğal hakkı olsa gerek. Fakat kazanan  tarafın  aşırıya gitmesi, durmadan havai fişekler patlatması, uzun süre konvoy yapması seçmen ve aday için uygun bir davranış olmadığını düşünmekteyim.  Empati yaparak hareket etmemiz yerinde ve doğru bir davranış olacaktır. Çünkü biz aynı mahallenin çocuklarıyız.

Demokratik, anayasal bir ülkede yaşadığımız için, siyaset hayatımızın vazgeçilmez gerçeğidir. Seçmenlerin tercih ettiği aday bizim yöneticimiz olacağı için, kazanan kişinin bizi ilgilendiren konularda karar vereceğini hepimiz bilmekteyiz.  Bu bilinçle hareket ederek bize en yakın, ilçeye daha iyi hizmet getireceğine inandığımız adayı tercih ederiz. Fakat siyasi çalışmanın hız yaptığı şu günlerde fanatik olamaya gerek yoktur. Çünkü fanatik olanlar gerçeği, doğruyu göremeyebilir. Ve dahası fanatik davranıp aşırıya gitmek, beraberce uyum içerisinde yaşadığımız kardeşimizi, komşumuzu, akrabamızı, arkadaşlarımızı bir anda üzebilir, sıcacık ilişkilerimiz zarar görebilir. Fanatik olup; aşırıya gitmek bize uygun davranış olmayacaktır. Hayatımızda hangi konuda olursa olsun aşırıya gitmek bize fayda yerine zarar verecektir. Fanatik davranıp, aşırıya kaçmadan, komşumuzu, akrabamızı, kardeşimizi üzmeden hareket etmemiz hayatın olağan akışına uygun, yerinde bir davranış olacaktır. Çünkü biz aynı mahallenin çocuklarıyız. 

Siyaset, spor müsabakaları aramıza ekmesin nifak tohumları. Ayrıştırıcı, ötekileştirici bir dil kullanmak yerine, birleştirici, bütünleştirici bir dil kullanmak beraber yürüdüğümüz toplum için faydalı olacaktır. Siyaset spor müsabakaları vb durumlarda aşırıya gitmek yerine ölçülü, saygılı bir hareket sergilemek yerinde olacaktır. Çünkü biz aynı mahallenin çocuklarıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Barış Koyuncu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuz Gölü Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuz Gölü Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuz Gölü Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuz Gölü Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.