Hayata Dair

Bugün sizlere hayat ile alakalı bir kaç kelam etmek istiyorum izniniz olursa. Ciğerlerimizi yakan, şimdilerde ise alışkanlık haline getirdiğimiz nefes alışımızla başladı serüvenimiz. Gözlerimiz anne-babamızın bakışlarına şahit oldu ilk defa. Kulaklarımız onların sesini duydu, ellerimiz ilk defa onların avuçlarının içinde kayboldu. Annemizin kokusuyla daldık en huzurlu uykulara. Anne-babamız öğretti hayata, yaşama dair ilk kelimelerimizi, adımlarımızı; düştüğümüz yerden daha da güçlenerek kalkmayı, hiç düşmeden yürümeyi. Sevmeyi, sevginin ne denli güçlü mucizelere neden olabileceğini. Yeri geldiğinde ağlamayı, hem de bağıra çağıra, ciğerimiz sökülene kadar ağlamayı lakin sonra gözyaşlarımızı silip hiçbir şey olmamış gibi davranmayı… Hayatında biriktirdiğin mutlu anlar kadar yaşadığını ve aslında ölümün sandığın kadar uzağında olmadığını, aksine bir nefeslik yakınlığında olduğunu…Bugün acı da olsa bir gerçeğin farkına vardım.Zaman geçiyor…Her gün ayna karşısında kendimize baktığımız için fark etmemiz zor oluyor lakin her geçen an ömrümüzden götürüyor. Her bir nefesimiz, göz kırpışımız, tebessümlerimiz ve kahkahalarımız, gözyaşımız, derin iç çekişlerimiz, kelimelerimiz… Hepsi sınırlı. İnsanlar yaşamak kaygısına o kadar kaptırmış ki kendilerini, bir nefeslik ömürleri olduğunu unutmuşlar. Hâlbuki hepimiz bir andan ibaretiz. Ne de çok böbürlenmişiz. Ölümü unutup kandırıvermişiz benliğimizi, sonsuzca yaşayacakmışçasına…Velhasıl kelam yaşayalım diyorum. Sonsuzca yaşayamayacağız biliyorum fakat her anımızı sonsuzmuş ve sonumuzmuş gibi yaşayalım. Ne kadar zamanımız var bilmiyoruz. Ölüm bizi her an yakalayabilir. İçinde olduğumuz an son anımızmış gibi hiç düşünmeden, delicesine yaşayalım. Zaman dediğin gelip geçiyor. Madem beklemiyor da geçiyor güzel geçsin o halde. Korkmayalım konuşmaktan, kırılmaktan, sevilmemekten. Konuşursanız anlaşılırsınız. Kırılırsanız daha da güçlü ayağa kalkarsınız. Sevilmezseniz sevdiğiniz gibi “Yanlış insanmış.” deyip geçiverin, sizi sevmeyen bir insan için gözyaşı dökmek gibi lükslere girişmeyin. Anlaşılmadan bu Dünyadan göçüp gitmektense anlaşılarak ardımızda güzel bir miras bırakmayı tercih edelim. Cesaretimizle ardımızda iyi anılar bırakabilelim. Bir kişiye bile ilham kaynağı olabilirsek eğer Dünyayı değiştirebiliriz. Çünkü iyilik ve cesaret ardı arkası kesilmeyen sonsuz bir sökük gibidir. Bir kez sökerseniz onu sonsuza kadar uzayan en güzel mirası bırakırsınız. Ve şunu sakın unutmayın: Koskocaman Evrende, içinde yaşadığımız Dünya sadece bir noktadan ibaret. Ve bizler, bu noktanın içinde yaşamını sürdürmeye çalışan milyarlarca insandan sadece birkaçıyız. Bazen ne denli küçük ve önemsiz olduğumuzu unutacak kadar önemli de görsek kendimizi, Dünya biz olmadan da dönüyor, Evren biz olmadan da varlığını sürdürüyor.

Yazarımız Ahmet Köksel’in Köşe yazısını sesli makale olarak dinlemek için tıklayınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet KOYUNCU - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tuz Gölü Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tuz Gölü Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tuz Gölü Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tuz Gölü Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.