sakarya escort adapazarı escort anal escort akyazı escort erenler escort hendek escort karapürçek escort karasu escort sapanca escort serdivan escort söğütlü escort taraklı escort kampüs escort escort escort bayan escort sakarya sakarya escort bayan
sakarya escort sakarya escort bayan adapazarı escort escort sakarya akyazı escort arifiye escort erenler escort ferizli escort geyve escort hendek escort karapürçek escort karasu escort kaynarca escort kocaali escort pamukova escort sapanca escort serdivan escort söğütlü escort taraklı escort
sakarya escort akyazı escort arifiye escort erenler escort ferizli escort geyve escort hendek escort pamukova escort sapanca escort serdivan escort söğütlü escort taraklı escort
sakarya escort sakarya escort bayan adapazarı escort escort sakarya
serdivan escort serdivan escort bayan escort bayan bodrum escort marmaris escort eporner ankara travesti marmaris escort
Hayatımı Bir Hiç Uğruna Harcadım, Bir Dikili Taşım Olmadan Geldim, Gittim | Tuz Gölü Gazetesi

Hayatımı Bir Hiç Uğruna Harcadım, Bir Dikili Taşım Olmadan Geldim, Gittim

16.05.2019 - 10:28 | Son Güncelleme: |
Yorum Yap
Bu haftanın “Geçmişle Sohbet” köşesi konuğu Yüksecik Yaylamızdan Abidin Öztürk oldu. Şimdi sizleri, yaşanmış hikâyelerin anlatıldığı ve büyük derslerin olduğu bu sohbetle baş başa bırakıyoruz.
Hayatımı Bir Hiç Uğruna Harcadım, Bir Dikili Taşım Olmadan Geldim, Gittim

Bu haftanın “Geçmişle Sohbet” köşesi konuğu Yüksecik Yaylamızdan Abidin Öztürk oldu. Şimdi sizleri, yaşanmış hikâyelerin anlatıldığı ve büyük derslerin olduğu bu sohbetle baş başa bırakıyoruz.

Abidin Ağa, öncelikle kendini bir tanıtabilir misin?

Yüksecik’ten Abidin Öztürk. 1952 model, 68 yaş, hayat böyle geldi geçti. Bir şey anladık mı anlamadım ben ama anlayan varsa bilmiyorum. Belki anlayan olur, bu dünya benim diyende olur; maalesef sonunda bu dünya kimseye kalmıyor.

Valla ben bu dünyaya tek bir taş dikmeden, herhalde gittik, gideceğiz. Ben diplomayı Oğuzeli’nde aldım, 5’nci sınıfta. 16 – 17 yaşında evlendik. Bir daha baktık arkamızda 15 – 16 çocuk. Yarısı öldü, yarısı kaldı. Elini öper şu an da 8 çocuk var, 8’i öldü.

Öteki tarafta yanarken, onlar su mu getirecek bilmiyorum. Hocaların deyişine göre öyle, inşallah yanılmayız da, belli de olmaz. Valla bizim hayat, bir hiç uğruna hiç geçti.

Hangi hiç uğruna?

Hiç yav, ne bileyim, hiçbir şey yapamadım ki. 150 dönüm kadar bir tarla vardı. benden başka da oğlan, kız yoktu. Hani bir oğlan ya,

 Bir oğlan biraz kıymetli olur. Babam rahmetli beni biraz şımarttı. “Varsın yesin, çalışmasın, benim malımı yesin” dedi, bizde onun malını yedik. İçkiye, kumara, karıya kıza vermedim de, bir hiç uğruna harcadım.

Neye harcadın peki emmi o paraları?

1995’te başladım tarlayı satmaya. O zamana kadar 150 dönüm tarla vardı. 100’ü Yüksecik’te, 50’si Göktemek’te. Hani ben çalışmayınca, ortağınan, icarla olmuyor. En sonunda elini öper, 3 oğlan vardı; onlarda çalışmayınca mecbur benim düşünceme göre “madem siz çalışmıyorsunuz, mal sahibi olmuyorsunuz, ben bunu satmam daha uygun olur” deyip şeytana uyduk.

95’te bir Tepra aldım. Tepra’nın içinde buzdolabı, televizyon, aspiratör, telefon. Koltuklarda Fenerbahçe amblemi. Bir marul salatası yapıp yemek için, buradan ta Konya’ya gittim. Eskil’de yok muydu marul. Belki de vardı. 40 dakikada vardım Konya’ya 170’le, sırf marul almak için. Sonra 1 marul aldım, geri döndüm.

Hani bir temsil var, dediğim dedik, çaldığım düdük diye. İllaki dediğim olacak, olmasa ne olurdu? Şimdi bazen kafam şuna takılıyor: o yıllarda benim bulunduğum toplama gelip laf konuşamayan, topluma giremeyen insanlar şimdi laf konuşuyor bana.

Ha pişman değilim, bir yerde de yani pişmanım. Bu tür insanlara bakıyorum, yapmasam iyiymiş. Benim daha kimseye döğüşüm, kötülüğüm olmadı olamaz. Çünkü ben yapamam.

Korumada çalışırken, burada 2010 – 2011 yıllarında Bozcamahmut’ta bir koru yayılmış. “Bekçi başı” dedi koruma başkanı İban ağa, “Abidin ağa, bekçileri al, Bozcamahmut’ta koru yayılmış, şikâyet var, ona bak”

2 bekçi aldım, arabanın şoförü bendim. Oraya vardık, iki çoban var, iki de bekçi var. Tartışırken, bizim bekçilerle çobanlar dövüşmeye başladılar. Bekçilerden birisinin şapkası düştü dövüşürken. Bende eğildim, şapkayı aldım, çiğnenmesin diye. “Al len şapkan battı, şapkanı giy kafana” dedim, ben dövüşe müdahale etmedim, edemedim. Gelince beni koruma başkanı İbrahim Koyuncu’ya beni şikayet etti bekçi arkadaş, “Abidin ağa dövüşmedi” diyerek.

Başkan beni çağırdı, “Abidin ağa niye dövüşmedin” diye sordu. Bende “Valla ben bilmem dövüşmeyi, niresine vurulacak, ne söylenecek. Hadi acıtırsa, yavaş mı vurulacak, güçlü mü vurulacak. Ben anlamam erkek işinden” dedim.

O hesap bizim hayat böyle, boşuna geldi, boşuna geçti Emin.

Hani emmi ilk başta dedin ya, hayatı boşa geçirdik diye. Nasıl bir hayat olsun isterdin peki? Hayalindeki hayat nasıldı?

Hayalimdeki hayat şu: çalışmak isterdim, fazla bir mal mülk yapmak isterdim. Tarlada elde ettiğim kazançlarla, hayalimdeki düşüncem eve yakın yere ya da köyün ortasına bir büyük bir cami yaptırmak, karşısına çeşmeler yaptırmak isterdim. Mezarlıkları çevirttim, eksiklerini gidermek isterdim. Benim için dünyaya ve ahirete fayda sağlamak için bir şeyler yapmak isterdim.

Gerisi zaten boş, yapmaya da gerek yok. Böyle gelip, geçiyor bu hayat. Bu yaşımın içinde bir korumada çalıştım bir de Konya’da 8 – 10 ay gece bekçiliği yaptık. Çalışma olarak bu var. bunun haricinde ne adam akıllı kendi tarlamda çalıştım ne de başka bir yerde.

Emmi, unutamadığın anıların neler? Anlattığım kadarıyla hayli ilginç bir hayat yaşamışın. Elbette bu hayatın içerisinde birçok da anı biriktirmişindir.

Ben ufakken bir gün bana, -yani 15 – 16 yaşlarındayken- annem rahmetlik abdest alır, bende yanından gelir geçerdim. Bana tek kelime derdi “Abidin’im namazını kıl, senin şu anda kıldığın namaz mermer taşa, bizimki kağıt kaleme yazılır” benim bir kulağımdan birinden girer, birinden çıkardı. Onlara falan büyük pişmanlık duydum ama pişmanlık fayda etmez. Şimdi Allah kabul etsin, eksik noksanlıkla kılıyoruz ama ne olur nasıl olur bilmiyorum.

İnsanın bazı şeyler zoruna gidiyor. Mesela korumada çalışırken, şunu diyen insanları duydum. “O kadar malı yemeseydin de, şimdi çağrıldığında amirim diye gitmeseydin” diye. Ben çalıp, çırpıp kimsenin hakkını yemedim. Babamın kendi malını yedim, tabii iyi yapmadım muhakkak.

Bir hayat yaşamışın emmi, biz gençlere bu hayat tecrübesinde önerin nedir?

Benim tarlam, param varken çok dostum vardı ama paran bitince hiç dostum kalmadı. Kendi hanımın, çocuk çoluğunda bile hiçbir değerin kıymetin kalmıyor. Benim önerim şu, çalışsın, malınıza, paranıza sahip çıkın. Har vurup, harman savurmayın.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN

Mehmet köse 21 Mayıs 2019

İnsanlar kaderini kendi çizemez ve hayattaki nasibini ancak Allah takdir eder evet belki Abidin abi çalışmadı ama kimsenin tavuğunada kış demedi mütevazi şakacı ve neşeli bir kişiliğe sahip sempatik bir insan dilerim bundan sonraki yaşamı gönlünce olur

CEVAPLA

1 0

Eskiden yüksecik liydi 16 Mayıs 2019

Son pişmanlık fayda etmez keşke satıp satıp yemeseydin şimdi o topraklara güç yetmez abidin amca

CEVAPLA

0 0

Kökezli 16 Mayıs 2019

Gerçekten güzel bi sohbet olmuş teşekkürler abidin emmi

CEVAPLA

0 0
<---!linkleri birdaha kaldıran olursa bu siteyide silerim--->

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

perabet giris adresi canli casino perabet grandpashabet 1xbet bahis kacak iddaa alanya escort bayan antalya escort bodrum escort seks hikayeleri sex hikayeleri

görükle escort escort bayan elit bayan escort escort kızlar bursa vip bayan eskort escort bayanlar escort

dini sohbetler- dini sohbet- islami sohbet- islami sohbetler- islami sohbet- islami sohbet- islami sohbet-