Eskilli Çiftçinin Neden Bir Kooperatifi Yok

15.11.2018 - 9:41 | Son Güncelleme: |
Yorum Yap
Eskil’in başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olurken; hayvancılık ve sütçülük üzerine 35 – 40 civarında kooperatif, 10’a yakın birlik ve kuruluş varken bir tane bile özel çiftçi için kooperatifinin olmaması çiftçiyi fabrikalara ve zenginlere el avuç açar hale getiriyor.
Eskilli Çiftçinin Neden Bir Kooperatifi Yok

Eskil’in on yıllardır başlıca geçim kaynağı her zaman çiftçilik oldu. 2000’li yılların başına kadar, tarım ürünlerinden pancar ve buğday arpa gibi ürünleri ekip biçen çiftçiler geçimlerini fazlasıyla karşıladı. Fakat sonrasında kantarların Eskil’den gitmesi ve su sorununun ortaya çıkmasıyla Eskil’in tarım alışkanlıkları değişti. Bu süreçte, bir sene kar eden diğer sene zarar eden çiftçi ancak kıt kanaat imkânlarla geçimini sağlayıp, toprağın içerisinde yıllarını geçirmeye ve üretmeye devam ediyor.

 Çiftçinin hakkını savunacak bir tane bile kooperatif olmazken, son 10 – 15 yıldır Eskil’in başlıca geçim kaynağı haline gelen süt ve et ticaretinde özel ve tüzel yaklaşık 50 kooperatif, birlik ve kuruluşun olması ama çiftçi için devlet kurumları haricinde örgütleneceği bir tane bile kurumun olmaması dikkat çekiyor. Çiftçilerin hakkı hiçbir şekilde savunulmazken, çiftçi devletin getirdiği katı kurallara, borsanın durumuna ve zenginlerin fiyatlarına uymak zorunda kalıyor.

SÜTTE SORUN ÇIKTIĞINDA TEK SES ÇIKIYOR

Bir dönem sütte yaşanan fiyat ve süt tozu problemine süt üreticileri kurulan kooperatif ve birlikler sayesinde tek ses olup tepki verdi. Bu tek sesliliğin sonrasındaysa, sütçülere bazı iyileştirmeler getirildi. Dolardan dolayı aşırı zamlanan yemler, yine süt üreticisinin haklı olan isyanını tek ses olarak yükseltmesiyle doların inmesiyle üst üste indirimlerle cevapladı fakat çiftçilerin kullandığı ürünler üzerindeki dolar zamları neredeyse olduğu gibi kaldı. Çiftçiler, örgütlü bir şekilde hakkını aramadığı için kaybeden tarafta olmaya devam ediyor.

YEM DÜŞTÜ, GÜBRE KALDI!

Doların yükseldiği dönemlerde, üst üste gelen zamlarla birlikte çuvalı 90 lirayı bulan yem fiyatları; doların gerilemesiyle birlikte 70 liraya kadar düştü. Fakat geçtiğimiz sene 1500 civarlarında olan gübrenin tonu, doların armasıyla birlikte 3 Bin TL’nin üzerine çıkarken, dolar düşüşünden sonra hafif bir indirimle geçiştirildi. Elektrik fiyatlarına yapılan %40, mazot fiyatlarına getirilen %50’e varan zamların hepsi çiftçinin cebinden çıkarken, bu durum yıl sonunda çiftçinin cebine giren para bir hayli düşürdü.

BUĞDAY ARPA, GEÇEN SENEKİ FİYATIN GERİSİNDE

Mısır ve ayçiçeği gibi ürünlerde, 10 – 15 kuruşluk bir yükselme olsa da, buğday ve arpa eken çiftçi geçen sene sattığı fiyattan daha aşağıya ürününü satmak zorunda kaldı. Geçen sene 870 Kuruş’tan arpa satan çiftçi bu yıl 820 kuruştan sattı. Yine geçen sene 1050 kuruştan buğday satan çiftçi bu sene 970 kuruştan satmak zorunda kaldı. Çiftçiliğin maliyeti bu kadar artarken, gelirinin de düşmesi çiftçiliği bitirme noktasına getiriyor.

ÜRETİCİDEN DAHA ÇOK, DEPOCU KAZANIYOR

Ekim döneminde eken, defalarca sulayan, oyuyla, çöpüyle uğraşan ve hasat döneminde ürününü alarak bin bir türlü eziyetini çeken çiftçi; biriken borçlarından dolayı tarlasından aldığı mahsulü neredeyse yok fiyatına elinden çıkarıyor. Köşede birikmişi olan ve bu işin ticaretini yapan esnaflarımızsa bu ölü fiyatının olduğu dönemde aldığı ürünü depolayıp bir süre bekleterek çiftçiden daha fazla kar ediyor.

ÇİFTÇİNİN ÖRGÜTLENMESİ GEREKİYOR

Artan gübre, mazot ve elektrik fiyatlarına; düşen mahsul fiyatlarına tepki gösterilmesi için; çiftçilerin kendi arlarında örgütlenmesi ve seslerini duyurması gerekiyor. Tuz Gölü Gazetesi olarak, çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımızı bir ve birlik olmaya çağırıyoruz. Eskil’de çiftçilik hala en önemli geçim kaynağıdır, bunun bitmemesi ve çiftçilerin mağdur olmaması için her şeyden önce çiftçilerin kendini ezdirmemek için mücadele etmesi ve kendi kaderini başkalarına bırakmaması gerek.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN