Eskil'in 4 Yerinde, Gece Işıklar Saçan Şehit Mezarı Var

01.11.2018 - 9:52 | Son Güncelleme: 01.11.2018 10:23 |
Yorum Yap
Nüfusta ismi Mehmet Ceylan olarak geçen Eskil’de Mehmet Ali Hoca olarak bilinen Mehmet Ali Ceylan abimizle, bu hafta üçüncüsünü yaptığımız “Geçmişle Sohbet”le karşınızdayız. Bu hafta serinin son sohbetinde, sizlere geçmişin tozlu raflarında saklı duran yepyeni bilgileri aktarmaya çalışacağız. Bir ilk olarak seri halinde, bir kişiyle yaptığımız bu “Geçmişle Sohbet” köşesinin tamamında düzeltmeler ve Eskil’in tarihine ışık tutan bilgiler saklı. Şimdi serinin üçüncü sohbetiyle sizleri baş başa bırakıyoruz sizi.
Eskil'in 4 Yerinde, Gece Işıklar Saçan Şehit Mezarı Var

Nüfusta ismi Mehmet Ceylan olarak geçen Eskil’de Mehmet Ali Hoca olarak bilinen Mehmet Ali Ceylan abimizle, bu hafta üçüncüsünü yaptığımız “Geçmişle Sohbet”le karşınızdayız. Bu hafta serinin son sohbetinde, sizlere geçmişin tozlu raflarında saklı duran yepyeni bilgileri aktarmaya çalışacağız. Bir ilk olarak seri halinde, bir kişiyle yaptığımız bu “Geçmişle Sohbet” köşesinin tamamında düzeltmeler ve Eskil’in tarihine ışık tutan bilgiler saklı. Şimdi serinin üçüncü sohbetiyle sizleri baş başa bırakıyoruz sizi.

Mehmet Ali Amca, geçtiğimiz haftadaki sohbette, bu zamana kadar hiç kimsenin dillendirmediği çok özel bir bilgiyi bizle paylaştınız. Bu da “Eskil’in adının ‘Eskil isimli Rum bir Azizden geldiği” bilgisiydi. Bu bir kısım insanı çok şaşırttı, bazı okurlarımızın da tepkisini çekti. Bu konuyla başlamak istiyorum. Bu duruma bir açıklık getirmek ister misin?

Eskil’in tarihi, çok ama çok eski zamanlara dayanır. Bugün, Eskil’in tarihini biz Osmanlı ve sonrasından ibaret olarak biliyoruz. Eskil Belediyesi’nin logosunda bulunan ilk belediye kuruluşu olan 1929’dan itibaren bilgilere sahibiz. Ama Eskil’in tarihi bunla kısıtlı değil. Eskil, bundan önce birçok kavme ve topluluğa ev sahipliği yapmış bir yerdir. Köylerimiz, yaylalarımız höyüklerle dolu. Bu da Eskil’in çok önceleri; insanların küçük kabileler ve aileler şeklinde adeta bir devletmişçesine örgütlenip bir arada yaşadığı yüzlerce yıl öncesinde, Eskil’de insanların yaşadığını gösteriyor. Bazı şeylerin dayanağı çok eskilere kadar uzanır. Bu Eskil’in adının gelmesi meselesi de çok eskilere kadar uzanan bir mevzudur. Benim büyüklerimizden dinlediğim hikâye budur. Eskil’in adı, ‘Eskil’ isimli Rum bir azizden gelmektedir.

Mehmel Ali Emmi, sizle yaptığımız sohbetlerde yine en çok konuşulan konulardan birisi hep Eskil’in tarihine ışık tutan kültür mirasları oldu. Merdivenli kuyular, Galhane küllükleri, Karatepe’deki kuyu vb. yerleri, şimdilerde çoğunun bilmediği bilgileri anlattınız. Bunun gibi, şimdilerde belki toprağa karışmış belki de bir şekilde bilinçsizce tahrip edilmiş başka bildiğiniz yerler var mı?

Alagöz’le Dayıkuyusu arasında bir kuyu vardı. Oraya Karasakalın Kuyu derler. Bundan 40 – 50 sene önce, biz varırdık, üzerine sandık kapağı gibi bir taş atmışlar kapatmışlar ama küçük bir yerden gözüküyordu altı. Ben denemek için, -Ki oranın suyu Güney'den gelir, Kuzey’e gider derlerdi yaşlılarımız- içine ceviz büyüklüğünde bir taş attım. Gerçekten de taş, Güney'den Kuzey'e doğru suyla birlikte gitti. Aksaray Bölgesine Ait  Hidrojeoloji haritasında da aynen böyle geçer. Şunu da belirtmek isterim,  zaman bir kadından dinlemiştim. Kuyuya üç tane Eskilli kara sakallı adam düşüp kaybolmuş, ondan sonra kuyunun ağzını kapatıp; adına Karasakal Kuyusu demişler. 

Yine oralarda bir kuyu vardı. Kazankak Kuyusu ve kazankak adında bir de kak (gölet) vardı. Eğer buharlaşma olmaz, mal melal içmezse; su bir yıl boyunca dururdu. Hatta orada başka bir kuyu daha var tabanında belki 100 metre karelik bir ev yapabilecek kadar geniş bir alan vardı. Bu kuyuların hepsi, kayboldu, kapandı gitti. Bunlar hep tarihi değeri olan yerler ama biz hiçbir şeyin değerini bilmediğimiz gibi bunların da değerini bilemedik.

Bir de şunu belirtmek istiyorum. Eskil’in dört yerinde, dört ayrı ışık yanar. Ben bunların yerini biliyorum ama defineciler tarafından tahrip edilmemesi için söylemeyeceğim. Eğer bir gün devlet gelir ve bunları koruma altına alıp, turizme açacağını taahhüt ederse oraları onlara söylerim. Ben bunların birini çocukken diğerlerini de mükellef olduktan sonra kendi gözlerimle gördüm. Havai fişek gibi 3 – 4 metre yüksekliğe kadar yeşil ışık çıkıp, iner birkaç defa. Bunu bir hocadan sorduğumda, birisi bu şehit mezarı dedi, diğeri şehit kanıyla körlenmiş; onun mezarı, orada para var, şehit parası var diyor; onun mezarı diyor.

Gelelim Ortakuyu mevzusuna, çünkü milletin dilinde olan ve efsane şekilde anlattığı bir yer Ortakuyu. Bizim çocukluğumuz zamanlarında, orada Dursun Sak’ın babası Abdullah diye birisi vardı; onun tarlada atla tarla sürerlerdi. At pulluğu 10 – 15 cm ancak derinliğindedir; bunla tarla sürülürken tavla zarı büyüklüğünde, değişik renkli renkli taşlar çıkardı topraktan. Sonrasında traktörler çıktı, çok daha derinden pullukla oralar sürüldü, tahrip edildi. O zaman orası değeri bilinmiş ve korunmuş olsaydı, belki de Gaziantep’teki Zeugma Mozaikleri gibi tarihi yerler çıkacaktı oradan ama maalesef bilinçsizce yok edildi. O zaman biz o zaman çocukluğumuzda oraya vardığımızda, çocukların elinde bu taşlardan görürdük.

Halen, Ortakuyu’ya okul yapıldığında Romalılardan kalma bir Ebe kuyusu diye bir yer vardı, oradan su alındı, okulda içildi. O zaman, Romalılardan kalma birçok kuyu vardı. Ne suları tükeniyordu ne de bir şey oluyordu. O kadar güzel yapmışlar ki kuyuları; su vermeye devam ediyordu. Ama sonrasında gerek yerel halk, gerekse çobanlar bu kuyuları yok ettiler.

Ortakuyu hakkında şunu da söyleyeyim daha son 30 yıla kadar; Ortakuyu’nun halkı köyün içinden ve çevresinden mahsul toplar gibi eski paraları toplar hurdacılara satardı. Bu da çok yüzeyde olduğu için genelde rüzgar estiğinde ve yağmur yağdığında ortaya çıkardı. Belki tanesinin milyonlarca TL değerinin olduğu Roma, Bizans döneminde kalma paralar, hurda niyetine satıldı. Yani çerçiler kilo ile alırdı, ne olduğunu bilmezdi.

Ortakuyu meselesi, gidip gördüğüm günden beri benim içimde bir ukde olarak kaldı Mehmet Ali Emmi. Orasının kale taşları, tek tek sökülüp Bozoğlan, Topçakıl, Ortakuyu’nun ve Obruk Yaylaları’nın içindeki evlerde kullanılmış. Bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı; bu kültür mirasının korunması için o evlerdeki taşları tek tek alıp, orasının restore edip, Ortakuyu’yu eski haline getirse ve ölü yıkama ve kuş kuyusunu temizlese, Simülüs (Kral karısının yattığı tahmin edilen mezar) açsa ve eritilen taştan yapılan çocuk mezarlarını bir müze halinde sergilese Eskil ve Türkiye turizmi için önemli bir kazanç olmaz mı? Yetkililerimiz, bunun için neden çaba göstermiyor?

Kesinlikle çok güzel olur. Kalenin eski dönemlerine ait fotoğrafları, sizin gazetenizde yayınlanmıştı. O fotoğraf örnek teşkil edilerek kale eski haline getirilip dediğiniz gibi o bölge turizme açılmış olsa Eskil’e çok büyük fayda sağlar.

Okurlarımızın en çok ilgi gösterdiği şey, Eskil’in tarihi doğal olarak. Çünkü herkes, yaşadığı memleketin geçmişini ve üzerinde gezdiği toprağın tarihini bilmek ister. Eskil’de hangi kavimler yaşamış biliyor musun?

Eskil’de birçok kavim yaşamış fakat bunun belgeleri şu an yok. Aksaray ilk vilayet olduğunda –Aksaray’ın il olmadan önce Atatürk döneminde 9 yıllık bir vilayetlik geçmişi var, ondan sonra Aksaray’dan vilayetliği alıyorlar- eski dönemlere ait bilgiler belgeler, vilayet matbaasında basılmak üzere toplanmış. O sırada da Aksaray vilayetlikten düşürülmüş. Niğde vilayet matbaasını almak için geldiğinde, buradaki tüm belge ve bilgileri de yanlarında götürmüş. O belge ve bilgiler, Niğde’de bir yerde muhafaza mı ediliyor yoksa imha mı edildi bilmiyorum. Bu yüzden, Eskil’in geçmiş dönemlerdeki tarihi hakkında çok bir bilgimiz Eskilli olarak yoktur ama dediğim gibi kalıntılara baktığımızda Eskil’de birçok kavmin yaşadığı görülüyor.

Sizin bu yaptığınız “Geçmişle Sohbet” köşesi de bu yüzden çok değerli. Çünkü yazıya dökülmeyen her şey zamanla yok olur gider. Birisi öldüğünde, yakını çevresi herkes bir insan öldü diye üzülür ben canlı bir tarih öldü diye üzülürüm. Bu yüzden, bu bilgiler yok olup gitmeden, bunları kayda geçirmeniz çok ama çok önemli bir iş.

Eskil’in bir dönemi tamamen ‘Ağalar’ın elindeymiş. O yıllardan kalma aklında kalan, duyduğun hikâyeler var mı?

Eskil’e nahiye müdürlüğü teklif edilmiş ama ağalar, bize karışılır; bizden fazla sözü geçer diyerek kabul etmemiş o yüzden Sultanhanı’na verilmiş. Birde benim büyüklerimden dinlediğim, ağanın biri –şimdi adını vermek istemiyorum- Karatepe’yi satın almak için halktan para toplamış. Ama asıl planı, Karatepe’yi Eskil’e değil kendi adına tapulaştırmakmış. Parayı toplayıp da Karatepe’yi alacağında tuvalette sevinçten kalbi durmuş ölmüş. Eskil’in ahı, tutup öldü derlerdi.

Eskil’deki Sülaleler hakkında bildiğin bilgiler nedir Mehmet Ali Emmi?

Ben kendi sülalemi araştırdım; Eşmekaya’ya kadar gittim, 700 sene gibi daha ilerisine gidemedim. Yaşlılardan duyduğum, koyuncular Konya’nın Ilgın bölgesinden gelmiş. Altan’ların da Çorum bölgesinden, Merallerin Konya, Ereğli bölgesinden geldiği söylenir. Bunlar Eskil’de muhtarlık, belediye başkanlığı yapmış kişiler. Mutluların 10 tane yaylası var, Koyuncuların ve Altanların 5’er yaylaları var. Ceylanların 5 yaylası var.

Bu sülalelerin hepsi köklü sülaleler Emmi amma birde Eskil’de aşan ama şimdilerde olmayan başka dinden başka ırktan, onların yaşadığı dönemden duyduğun hatıralar var mı?

Mübadeleden önce Eskil’de Rumlar, seyrek de olsa Ermeniler var. Hatta Eskil’deki tüm zanaat, esnaflık ve el işçiliği bunlardaymış. Bunlar mübadele döneminde Yunanistan’da yaşayan Türklerle değiştirildiğinde Eskil’de bir süre kimse ne yapacağını bilememiş. Çünkü ata nal yaptıracak, bu mübadeleyle giden Rumlar’dan başka bilen yokmuş. Kapı pencere yapılacak bunlar yaparmış. İşte bunlar gidince Eskil çok bocalamış. O dönem Türk halkı cephede savaşta olduğu için, tüm ticaret zanaat işte bu Gayrimüslimlere kalmış. Neticede, Yunanistan’dan ve Batı Trakya’dan gelen Türk göçmenler bu boşluğu doldurmuş. Sonuç olarak Türklerde zanaatkârlığı öğrenmiş.

 

 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN

celalettin başpınar 13 Aralık 2018

eskilde eskilli rum hiç duymadım

CEVAPLA

0 0

Memiş Dişikitli 13 Kasım 2018

Tuzgölü haberi tebrik ederim.Eskilimizin Tatiline ışık tutuyor..Kutluyorum...Devam edin Öztürk kardeşim.

CEVAPLA

0 0

Mustafa öztürk yüksecik 4 Kasım 2018

Ben o ışığı gördüğümde gözümün hayali çocukluğumun verdiği korku sanmıştım birini küçükken teravih namazına gideceğimde. Diğerini eskil kuran kursunda geceleyin görmüştüm birinin kafasını çevirip gösterinceye dek ışık şemaya çoktan ulaşmıştı demek hayal değilmiş

CEVAPLA

0 0

Mustafa öztürk yüksecik 4 Kasım 2018

Ben o ışığı gördüğümde gözümün hayali çocukluğumun verdiği korku sanmıştım birini küçükken teravih namazına gideceğimde. Diğerini eskil kuran kursunda geceleyin görmüştüm birinin kafasını çevirip gösterinceye dek ışık şemaya çoktan ulaşmıştı demek hayal değilmiş

CEVAPLA

0 0
TÜM YORUMLAR