Doğada Büyüklerimizle Doğa Hayatı ve Avcılık Üzerine Hoş Sohbetler

29.08.2019 - 11:12 | Son Güncelleme: 29.08.2019 11:25 |
Yorum Yap
Bu hafta “Geçmişle Sohbet”i Eskil’in Tekmezar Bölgesi’nde gerçekleştirdik ve ilk defa 4 kişiyi bir arada, bu yazı dizimize konuk aldım. Yahya Kemal Güdendede, Cevdet Cevizci, Mehmet Yalvaç ve Başak Usta’nın konuk olduğu bu sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.

Bu hafta “Geçmişle Sohbet”i Eskil’in Tekmezar Bölgesi’nde gerçekleştirdik ve ilk defa 4 kişiyi bir arada, bu yazı dizimize konuk aldım. Yahya Kemal Güdendede, Cevdet Cevizci, Mehmet Yalvaç ve Başak Usta’nın konuk olduğu bu sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.

İnsanoğlu var olduğu günden beri, isimler değişmiş, cisimler değişmiş ama değişmeyen tek şey, insanların hikayeleri olmuş. Bizlerinde, sizlerin hayatlarından ders alması için, hayat hikayenden bahsedebilir misin?

( Cevdet Cevizci)Hayatımız çiftçilikle ve çobanlıkla geçti. Kazandık, yedik; kazanmadık yedik. Biz hocamla çöle gelmezsek yapamayız. Ayda en az 3 sefer geliriz. Bu çölün kokusu, hışırtısı insanı diriltiyor. Burada gece 3 saat uyu 24 saat gibi uyumuş olursun.

(Yahya Kemal Güdendede) Bu topraklar bizim toprağımız. Ben Eskilli’yim. Atalarımızın, ecdadımızın toprağı. Buralarda hayvancılık yapmışlar, geçimlerini sağlamışlar. Birbirlerine destek olmuşlar, büyüklerini saymışlar, büyüklerini sevmişler. Bizleri de burayı miras olarak bırakmışlar. Daha önceki Eskil’de belediye başkanlığı yapan reislerin kimisi çöl hududunu almış, kimisi Karapınar hududunu almış. Biz buraya çöl diyoruz ama aslında burası çöl falan değil, burası bir nimet.

Dünyanın en kıymetli şeyi topraktır. Tarihe baktığımız zaman dünyadaki tüm savaşlar, toprak yüzünden çıkmış. Biz buraya baktığımızda, bu gözle bakıp, burayı değerlendirmek gerek ve gelecek nesile burayı tanıtmak lazım. Bizim maksadımız ne çay, ne çayhane; bizim maksadımız sohbet. Biz buraya geldiğimiz zaman, geçmiş anılarımızı tazeliyoruz. Şurada şu olsa şöyle olur diyoruz. Gidilmeyen, yer bizim değil. toprağımızın tamamına sahip çıkmalıyız.

(Mehmet Emin Öztürk) Yahya hocam sizin söylediğinize ek olarak söylemek istiyorum, burası aslında çok büyük bir değer. Bizlerde çölde büyüdük diyebilirim. Çünkü buradaki bir avuç toprakta bir ton hikaye yatıyor. Çünkü insanlar burada bir şeyler yaşadı. Güldü, üzüldü, ağladı, oyun oynadı. Ama şu an için bizim jenerasyon için hiçbir kıymeti olmayan bir yer. Burada akan sudan kaç kişi su içti, kaç kuş, koyun nasiplendi bakalım.

Şimdi buralarda anıları olan insanlarla sohbet ettiğimiz zaman, burası ve diğer çöl bölgelerinde yaşadıklarınızdan bahsedebilir misiniz?

(Yahya Kemal Güdendede)Ben avcılığı bilmezdim, 1980’e kadar. Ne çöl hayatım vardı ne de buralara gelirdim. 1980’den sonra kaz avıyla başladık. O zaman Cevdet emminin, Hamit emmnin motoruyla buralara geldik, buraları tanıdık ve sevdik. Falanın çardağı diyoruz mesela insanlar buraya gelmiş burada anılar yaşamış.

(Cevdet Cevizci)Şimdi traktörünen geldik buraya gece bir gün. Traktörü çökerttik, güzün çökerttik, baharın götürdük. Eskil’den bir arkadaşın traktörüyle üç halatı birleştirip çıkardık.

Buranın hikayesi ne emmi biliyor musunuz?

(Yahya Kemal Güdendede)Buranın benim bildiğim hikayesi, 1929’la, 1934’te bu bölgede kıtlık yaşanmış. Gölyazı’dan bir aile çocuklarını barındırmak ve koyunları otlatmak için gelmiş. Burada 4 yıl kalmış. Ve o esnada, bir kış günü, 18 yaşında bir kız çocuğu burada ölüyor. Onu buraya defnediyorlar ve tekmezar adı oradan geliyor.

Daha sonrasında buraya Cirit’ler ağıl yapmış. Hatta daha birkaç haftaya kadar kalıntıları, temelleri vardı. insanlar burada yine de devam ettiler yaşamaya. Fakat teknoloji değişti, her şey değişti.

GAZETEDE YERİMİZ OLMADIĞI İÇİN, BU SOHBETİN TAMAMINI BURAYA EKLEYEMEDİK. TAMAMINI İZLEMEK İÇİN, YOUTUBE’DEN TUZ GÖLÜ TV’Yİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ.

 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN